FİLTRELİ ANNELİK

Güncelleme tarihi: 1 gün önce
Modern çağda anne olmak... Hem annelik vazifesini yerine getirmek hem de popüler kültürün belki de kişiliğimize çok da uymayan 'toplumsal ideal anne' kalıplarına kendimizi uydurmaya çalışmak; yani 'mükemmel anne' olmak üzerine bir yazıyla buradayım.
Peki eski zamanlarda çocuğun sadece birincil ihtiyaçlarını karşılayabildiğinde başını yastığa huzur içinde koyabilen anne tiplemesinden günümüzde çocuğuna her alanda yetmeye çalışan; sosyalleşsin diye oyun kulüplerinin yolunu tutan, özenli tabaklar hazırlayan , çeşitli aktivitelerle saatleri dolduran ama yine de kendini yetersiz hisseden çağımızın anneleri neden bu hislerle boğuşuyor? Tam olarak neye yetişmeye çalışıyoruz ama neyi gözden kaçırıyoruz?
Bu duygu karmaşası ve tükenmişlik hissi acaba toplumun sunduğu mükemmel anne idealine sahip olamadığımızda gerçek benliğimizle olan savaşın bir neticesi mi? Peki nereden geliyor bu mükemmel annelik algısı?
1. Mükemmel Annelik Algısı Nereden Geliyor?
Mükemmel annelik çoğu zaman bir yerden doğmaz; birçok yerden yavaş yavaş içimize sızar. Belki büyüklerimizin “bizim zamanımızda…” diye başlayan cümlelerinden… Belki sosyal medyada “bakımlı, üretken ve sabırlı” annelerin bir gününü izlediğimiz reels'lardan… Belki de doğumdan sonra gelen “annelik içgüdüsü” nün her şeyi kusursuzca yapmamızı sağlayacağına dair inançtan…
Oysa bu beklentiler bize ait değil. Ve çoğu zaman kimse gerçekten öyle yaşamıyor. Sadece biz böyle sanıyoruz. Çünkü kimse, o çocuğun markette yerlere yattığı, annenin gözyaşlarını sessizce yuttuğu anları, sinirlendiği bir anda çocuğuna kızdığı zamanı veya annelikte yetersiz olduğunu düşündüğü alanları kimseyle paylaşmıyor. Yani biz, mükemmel anneliği gözlemleyerek değil, aslında hayal ederek inşa ediyoruz. Ve bu hayal, çoğu zaman gerçekliğimizi bastırıyor. Ve aslında toplumda 'mükemmel' olarak görünürken içimizde büyüyen sesleri bastıramayan içsel olarak mutsuz annelere dönüşüyoruz.
Peki bizim bu içsel çırpınışlarımız arasında çocuklarımızın gerçek beklentileri neler acaba, bunu hiç düşündük mü? Acaba istedikleri mükemmel olmaya çalışırken gerçek duygu dünyasındaki boşluğu istemeden çocuğuna yansıtan anneler mi yoksa bütün duygu durumu ve davranış kalıplarıyla ne olursa olsun her zaman 'orada' bulunan gerçek bir anne mi? Sahi gerçek anne gerçekten kimdir?
2. Çocuğun Mükemmel Değil, Gerçek Anneye İhtiyacı Var
Çocuklar annelerinin kusursuz olmasını beklemez. Onlar için en kıymetlisi, yanında olan, gözlerine bakan, kokusunu duyduklarında güvende hissettiren annedir. Bazen yemek yanar, oyuncaklar etrafa saçılır, sabır taşar, ses yükselir… Ama o çocuk hâlâ seni sever. Çünkü sen onun için “ideal” değil, gerçek bir annesin.
Gerçeklik; sarılmalarla, birlikte ağlanan anlarla, özür dileyebilen cesaretle gelir. Mükemmellik değil, bağ kurmak iyileştirir. Çocuk, yere oturup onunla oyun oynayan, yorgun olsa da kucaklayan, özür dilemesini bilen bir anneyle büyüyünce kendini değerli hisseder.
Ve bu değer, hiçbir “mükemmel annelik listesinde” yazmaz. Kalpte yazılır, kalpte büyür. Öğrenilmez, başkalarını gözlemleyerek deneyimlenmez. Kalbimizin en saf en derin yerinden bir çınar gibi büyür ve işte bu çınarın dalları çocuğun yüreğinde kök salar. Ve hiçbir çocuğun sancısız dünyaya gelmediği gibi sancısız büyüyeceği de iddia edilemez.
Yazar Hatice Kübra Tongar'ın ''Fıtrat Pedagojisi'' kitabında benim de annelik sürecimdeki başucu notlarımdan olan bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:
'' Ebeveyn çocuğun öğretmeni değil onunla birlikte öğrenen bir birey olmalıdır.' diyor yazar. Yani çocuğun öğrenme sürecinde ona eşlikçi olduğunu bilmelidir anne. Onunla öğrendiğinde ve bazen geride kalabilececeğini unutmamalıdır.
Sancı çekmeyeceğimize, hiç zorlanmamamız gerektiğine dair bu ütopik inançların aslında çocuğumuzu büyütürken bizim de annelikte büyümeye çalıştığımız algısını görmezden gelmemizin kendimizi zorbalama biçimimiz olduğunun farkında mıyız?
3. Mükemmeliyetin Yük Haline Gelmesi
Bir noktadan sonra “ideal anne olayım” çabası, fark etmeden omuzlarımızda ağır bir yük haline gelir. Her şeyi doğru yapma telaşıyla nefes alamaz oluruz. Bir şey eksik olduğunda hemen kendimizi suçlarız: “Bugün çok ekrana maruz kaldı… Sağlıksız yiyecekler yedi… Ona yeterince sarılamadım…”
Bu iç ses, yorgun bir annenin en çok duyduğu sestir. Ve bazen en acımasız olanıdır.
Oysa annelik bir yarış değil. Başka annelere ya da kendi hayalimizdeki versiyonumuza karşı verilen bir mücadele değil. Bazen yavaşlamak, kusurları kabul etmek ve sadece var olmak da yeter. Çünkü çocuklar, onların yanında huzurlu kalabilen anneleri ister. Hata yapan ama yeniden kalkabilen anneleri…
Ve bunu başardığımızda, o yük hafifler. Çünkü mükemmel olmak yerine “benim elimden bu geliyor” diyebilmek, özgürleştiricidir.
Zaten onlara hayatta öğretmemiz gerekenlerden biri de bu değil midir:
''Hata yapmak, yorulmak, yetişememek, kusursuz olmak normal, bunlar da hayatın bir parçası önemli olan devam edebilecek gücü içinde bulabilmek.''
Kendimize bu şefkati veremeden onlara gerçek ve filtresiz bir şefkatle yaklaşabilmek mümkün mü sizce? Unutmayalım ki çocuk hisseder, gerçek olan ile rol olanı hiç çaba sarf etmeden ayırt eder. Kendi annelik sürecimizde kendimizi sevmeyi 'mükemmellik' şartına bağlamışken onlara bu hayatta koşulsuz bir sevginin olduğunu öğretmek çok zor olmaz mı sizce de?
4. Annenin Kendine Şefkat Göstermesi
Anne olmak, çocuğuna sürekli şefkat göstermek demek ama bazen en çok kendimize şefkat göstermemiz gerektiğini unuturuz. Her gün bir başka sorumluluğa yetişirken, kendi benliğimizi göz ardı ederiz. Ama “mükemmel anne” olmak, kendi iç sesimizi dinlememek demek değildir. Kendine iyi gelecek bir şey yaptığında çocuğunu ihmal ettiğini düşünüp düşüncelerde boğulmak değildir.
Kendine nazik olmak; yorgun düştüğünde “bugün de yeterli oldum” diyebilmektir. Bazen sadece “ben de bir insanım” demek gerekir. O an işinize yarayan tek şeyin bir fincan sıcak kahve veya sessiz bir yürüyüş olduğunu kabul etmek gerekir.
Çünkü ancak biz kendimize değer verirsek, başkalarına da daha fazla verebiliriz. Kendi kalbimizi iyileştirerek, çocuğumuza da gerçek sevgiyi sunarız.
Mükemmel olmak zorunda değilsin. Çünkü zaten olduğun gibi tam ve değerli bir annesin.
Zeynep R. ŞAHİN




Yorumlar